Google Website Translator Gadget

Κυριακή 13 Φεβρουαρίου 2011

Ρομαντικοί Εμπρός!

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Yüksel Selek'in Büyük Kongre Konuşması:
“Romantikler İleri!”
6 Haziran 2010, Ankara


Sevgili Yeşiller!

Kongremizin iki günlük yoğun çalışması sona yaklaşırken, oldukça yorgun görünüyorsunuz. Benim için biraz talihsiz bir durum. Ama merak etmeyin, şu ana kadar söylenenleri tekrar etmeyeceğim, tabii, Yeşiller Partisi'ni bugünlere getiren herkese yürekten teşekkür etmek dışında. Ayrıca, beni eşsözcü adaylığı için cesaretlendiren, başta genç yeşil arkadaşlarım olmak üzere, herkese de teşekkür etmek istiyorum. Bundan büyük bir onur duydum. Sizler gibi yaratıcı, dinamik, bildiğini derinlemesine bilen genç aktivistlerle çalışmak benim için büyük mutluluk olacak.

Bugün Yeşiller Partisi yasal kuruluşunu tamamlayarak siyasal mekanda bir özne olmayı hak etmiş oluyor; fakat gerçek yeşil siyasal özne olabilmek için daha çok yolumuz var. Bana göre kuruluş bir süreçtir, kendimizi ve partimizi her gün yeniden inşa etmeye devam edeceğiz. Çünkü, Yeşil hareket romantiktir…

Biraz önce Sevgili Ümit Şahin, üçüncü köprüyü yaptırmazsak biz yaptırmayacağız, diyordu, coşkulu bir vurguyla. İşte akılcı görünen sahici bir romantik, diye düşündüm. İnanarak söylüyordu başaracağımıza, haklıydı. Neden böyle düşünüyorum, sabrınıza sığınarak biraz açmak isterim. Biliyorsunuz, romantizimin dilimizde ona çok yakışan iki karşılığı var: coşkuculuk ya da coşumculuk. 

İktidarı gökyüzünden insan aklına indiren Aydınlanma, pozitivist düşünceyi, modern yeni düzenin temeline yerleştirerek bilimi, rasyonalizmi, determinizmi mutlaklaştırmak yoluyla kendini tahkim ediyordu. Hayatın anlamı sorusuna yanıt olamayan, insan bireyin varoluşuna dar gelen bu düzen bu coşkulu insanları bunaltıyordu. Böylece, 17.yy. son çeyreğinden 18.yy ilk yarısına uzanan dönemde, insanların manevi dünyalarını yok sayan, yoksullaştıran, inançlarını yıkıma uğratan, toplumu kutsayıp bireyi önemsiz kılan, aklı araçsallaştıran moderniteye ilk karşı çıkış, romantiklerden geldi. 

Romantikler sanki, bu ruhsuz madde dünyasına karşı, insandaki, sonsuza fırlamak isteyen o enerjiyi, başka bir dünya yaratmak için açığa çıkarmaya çağırıyordu. İnsanların daha mutlu olacağı toplum tahayyülleri, ütopyalar geliştirdiler. Doğayı, insanı sevmeyi, tanımayı ve duyguları yücelttiler. Bayron, Hugo, Schiller romantiktiler. Bethoven, Çaykovski romantikti. Marks da, Engels de romantikti. Nazım da, Kafka da, Dostoyevski de, Goethe de, Nietzsche de… 

Ben de romantiktim; içimdeki o tutkulu enerjiyle özgürlüğe koşuyordum. Komünist toplum tahayyülü, insanlığın tasarlayacağı en mükemmel ütopya olarak görünüyordu. Komünist oldum. Sonra Feminist ütopyayla tanıştım, feminist oldum. Sonra da ekotopya ile tanıştım. Ve işte, siyasal ekolojik mücadeleyi tüm ütopyalarımın bileşkesi olarak görüp benimsediğim toplum tahayyülüme ulaştıracak yol olarak gördüğüm için aranızdayım, buradayım.

Artık doğrusal gelişmenin, ilerlemenin sonuna gelindiğini, değişim dinamiklerinin çoklu karakterini görüyoruz. Kadınların, gençlerin, tüm farklılıkların kendilerini özgürce var edebilecekleri, geliştirebilecekleri çok paradigmalı toplum tahayyüllerimiz, ütopyalarımız var artık. Sürdürülebilir, adil bir yaşam için, yeşil yeni düzen için siyasi bir mücadelemiz var. Onun için buradayım.

80’lerin ikinci yarısında, küreselleşen yeni dünyanın çanları, iki sistemli dünyanın sonu için çalarken, komünist ütopyaya ulaşmada bir ara aşama olarak tasarlanmış, ama kendini kapitalist sistem karşısında tahkim etmiş olan sosyalist sistemin, ufku açık, akıllı yöneticileri, sarsıntılar arasında, perestroyka-glasnost (yeniden yapılanma ve şeffaflık), demokrasi, diye seslerini yükseltiyorlar, insanlığın ulaşmak istediği yere doğru yürünecek yeni bir yolun varlığına işaret ediyorlardı. Romantikler ileri! diye haykırdılar, ama sesleri kapitalizmin kaba gürültüleri arasında boğulup gitti. Ne yazık ki, tarihin sonunu bugünden ilan edenler her zaman yanılırlar ve ütopyalarına da ihanet etmiş olurlar. Özgürlük, kurtuluş vaat ederek gelenler, özgürlüklerin, değişimin önüne set çekerlerse, sonlarını kendi elleriyle hazırlamış olurlar. 

Biz Yeşiller; derslerle dolu tarihi ve belirsizliklerle, çelişkiler, risklerle dolu bugünü, bu küreselleşmiş dünyayı doğru anlarsak, bu tarihsel anda, geleceğin partisi olan Partimizin misyonunu hakkıyla yerine getirebilir, onu değişim ve yenilenme sürecinin içinde geliştirebiliriz. Tek tek her birimiz, kendimizi özgürleştirebilir, demokrasimizi demokratikleştirerek yolumuza devam edebiliriz. 

Böyle bakarak; gezegenimiz mahvolmasın, yaşam sürsün diye çıktığımız bu yolda politikamızı, Partimizin logosunu iğne oyasıyla işleyen o güzel kadınlar gibi, ince ince, itinayla, güzelliğin yasalarına uyarak öreceğiz, güneşe yürüyeceğiz, diyorum.

Romantikler ileri!

Yüksel Selek



Από το http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&task=view&id=413&Itemid=119

Δεν υπάρχουν σχόλια:

Δημοσίευση σχολίου